Aşk Hormonu Oksitosin Hakkında 20 Gerçek

Oksitosin ismini daha önce duymamış olsanız da aşk hormonu kavramına yabancı değilsinizdir. Aşk hormonu olarak da adlandırılan oksitosin nedir? Oksitosin, aslında beyinde nöromodülatör göreve sahip bir hormondur. Kelimenin kökeni Yunancada okytokine yani hızlı doğum kelimesine dayanmaktadır. Çünkü bu hormon özellikle doğum sırasında, serviks ve uterusun gerilmesi nedeniyle salınır. Oksitosin salınımının artmasıyla doğum kolaylaşır. Ancak oksitosinin görevi bununla da bitmez, doğumun ardından meme başının uyarısıyla süt salınımını da sağlar. Emzirmeyi kolaylaştırır. Peki bu hormon neden aşk hormonu olarak adlandırılmaktadır. Yapılan araştırmalar, oksitosinin, orgazm, eşler arasındaki bağ gibi davranışlarda da etkili olduğunu ortaya koymuştur. Oksitosin hakkındaki gerçekler bunlarla sınırlı değildir. Biz de aşk hormonu oksitosin hakkındaki ilginç gerçekleri sizler için bir araya getirdik.

 

 

  • Oksitosin hormonu tüm memelilerde, insanlardakine benzer bir kimyasal kompozisyon olarak görülür.

 

 

 

  • Oksitosin hormonu ilk olarak 1952 yılında keşfedilmiştir.

 

 

 

  • Oksitosin hormonu, ayrıştırılan ve sentezlenen ilk hormondur.

 

 

 

  • Oksitosin sistemindeki problemler zihin sağlığını etkiler ve şizofreni, madde bağımlılığı ya da intihar gibi ciddi sorunlara neden olabilir.

 

 

 

  • Oksitosin, beyindeki korku merkezini baskılayarak, korkuyu azaltır. Bu nedenle gelecekte kaygı bozukluklarında kullanılabileceği düşünülmektedir.

 

 

 

  • Oksitosin, bir yaralanmanın ardından ortaya çıkan anjiogenez yani yeni damar oluşumu ya da iyileşmesi sürecinde aktif rol oynar ve yaraların iyileşmesine yardımcıdır.

 

 

 

  • Çalışmalara göre oksitosin hormonu, utangaçlık, sosyal kaygı bozuklukları, duygudurum bozuklukları ve TSSB gibi psikolojik problemlerin çözümünde fayda sağlamaktadır.

 

 

 

  • Oksitosin salındıktan sonra vücutta sadece 3 dakika kalsa da etkilere 3 saate dek hissedilmeye devam eder.

 

 

 

  • Bir kadının hayatı boyunca en yoğun oksitosin salınımı, doğumun hemen ardından gerçekleşir. Plasenta gelmeden önce oluşan bu sürecin etkisini çoğaltmak için bebek, anne kucağına verilir ve bu süreçte rahatsız edilmeden bir arada bırakılır.

 

 

 

  • Tensel temas oksitosin salınımını artırır ve anne çocuk arasında olduğu gibi baba çocuk arasındaki ilişkiyi de sağlamlaştırır. Babanın bebeğe masaj yapması, anne ve babanın bebeğin ellerini tutması iyi birer örnektir.

 

 

 

  • Bazı aşırı stresli durumlarda oksitosin salınımı baskılanabilir. Bu durumdan kurtulmak için özellikle doğum öncesi ve sonrasında anne ve bebek için duygusal desteğin sağlandığı, sıcak ve stressiz bir ortam hazırlamak gerekir.

 

 

 

  • Oksitosinin afrodizyak etkileri nedeniyle, kişilerin cinsel tatminini artırabileceği düşünülmektedir.

 

 

 

  • Yapılan araştırmalar, oksitosinin kişinin daha iyimser olmasına ve kendine olan güvenini artırdığına neden olduğunu ortaya koymuştur.

 

 

 

  • Sarılmak, oksitosin salınımını uyarır. Bu nedenle sarıldığımız zaman kendimizi daha mutlu ve güvende hissederiz.

 

 

 

  • Oksitosin birçok farklı durumda ortaya çıkabilir. Örneğin, cinsel birlikte oksitosin salınımı yaşandığı gibi, evcil bir hayvanı severken, pelüş oyuncaklara sarılırken de oksitosin salınımı artar.

 

 

 

  • Oksitosin özellikle tensel temas ile artar. Bu nedenle masaj yaptırmak bu hormonun salınımını artırarak, kendimizi daha iyi hissetmemize neden olur.

 

 

 

  • Oksitosin hormonu, kişinin stresi ile baş etmesine yardımcı olur. Rahatlamasını sağlar. Bu da özellikle uykuya geçişi ve uyumayı kolaylaştırır.

 

 

 

  • Oksitosin genel olarak kaygı seviyesini düşürüp, kendine güveni artırdığı için cesaret gerektiren noktalarda büyük bir yardımcıdır. Bu nedenle iş görüşmesi ya da sunum gibi ciddi durumların öncesinde sevdiklerinize sarılmak ve tensel temasta bulunmak oksitosin salınımınızı artırarak size yardımcı olacaktır.

 

 

 

  • Oksitosin hormon salınımının bir etkisi de yardımseverlik ve cömertliktir. Yapılan çalışmalar, oksitosin salınımı yaşayan kişilerin %80 oranda daha cömert davrandığını göstermiştir.

 

 

 

  • Oksitosin bağımlılıklarla mücadelede de büyük rol oynar. Bağımlılığı baskılamada ve yoksunluk belirtileriyle savaşmada oldukça etkilidir.