Hamilelik Sonrası Kadın

Gelişimsel kriz olarak da adlandırılabilen hamilelik dönemi, kadın için fizyolojik değişikliklere ek olarak psikolojik ve sosyolojik bir süreç olarak önümüze çıkmaktadır. Bu dönemde yaşanan tüm fizyolojik değişiklikler, psikolojik değişiklikleri de beraberinde getirir. Dolayısıyla bu dönem, anne için hem bu değişikliklere hem de yeni aile düzenine ve bebeğe uyum sağlamaya yönelik geçer. Hamilelik sonrası bu süreçte ilk birkaç ay, anne için zorlu zamanlardır. Yeni sorumluluklar ve değişikliklerin nasıl planlanması ve uygulanması gerektiği konusunda özel olarak çaba harcanması gerekir. Özellikle yenidoğanın ihtiyaçlarını karşılamanın bu dönemin en önemli görevi olduğu görülür. Ayrıca anne ve bebek arasında sağlıklı bir bağ kurulabilmesinde annenin sağlık durumu, babanın bebek ile ilişkisi, bebek bakımını ve ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olunması gibi faktörler etkilidir.

Yapılan araştırmalar gebelik ve gebelik sonrası dönem için en büyük psikolojik değişiklik olarak kaygı düzeyinin artması olduğu görülmüştür. Fizyolojik belirtilerle birlikte görülen ve yaşamı tehdit ettiği düşünülen endişe ve korku duyguları olan kaygı, kişinin yaşam aktivitelerini ve sosyal yaşamını etkileyen bir duygudur. Dolayısıyla annenin bu süreçte kaygı duygusu ile başa çıkabilmesi için sosyal desteğe ihtiyaç duyduğu görülür. Bu süreçte annenin olumlu deneyimler yaşamasını sağlamak, ev yaşamı ve aile düzeninde destekleyici bir yapı oluşturmak kriz durumlarına müdahale etmede ve daha sağlıklı bir süreç yaşanmasında etkili olacaktır.

Yorgunluk, uykusuzluk, dikkatte azalma, isteksizlik, iştah değişiklikleri, sıkıntı, çevreye ilgisizlik, bebekle ilgili aşırı kaygı gibi belirtiler bu dönemde doğum sonrası depresyon adı altında kendini gösterebilmektedir. Kadınların birçoğunun doğum sonrası dönemde mutlu olmaları gerektiğine inanmaları ve depresif hislerinden dolayı kendilerini kötü hissetmeleri nedeniyle belirtilerini sakladıkları görülebilir. Bu da doğum sonrası depresyonun fark edilmesini zorlaştırabilmektedir.

Bahsettiğimiz doğum sonrası depresyon belirtileri, aile düzeninde bozulmalar, kişinin kendine zarar vermesi gibi davranışlara neden olabilir. Böyle bir aile çatısı altında doğan çocuklar, uzun bir süreç sonunda bilişsel, davranışsal ve duygusal olarak olumsuz bir gelişim gösterir. Gebelik sürecinde ortaya çıkan bir durum olarak doğum sonrası depresyon, doğum yapan kadınların %23’ünde görülmektedir.

Son olarak doğum sonrasında görülen bir durum olarak annelik hüznü, annelerin %50-80’inde görülen bir sorun olarak doğumdan sonraki günlerde ortaya çıkar. Bu sorun; ağlama, uyku bozukluğu, sinirlilik, duygu durumunda hızlı değişiklikler gibi belirtiler ile kendini gösterir.